futbol bilgisinden şüphe duymadığım lisedaş yazar, sağlam muhabbete sahip bu arkadaş bonusumsu saçlarıyla da pek sempatik bir görünüm vermektedir etrafına.
takımının* servet*idir adeta. takımıyla* ilk maçı olmasına rağmen sanki hep bizimle oynuyormuş gibiydi. yanındaki iki defans arkadaşı** ile birlikte süperdiler.**
özhan canaydın için koreografi yapıldı. dedim ki "ulan acaba ben öldüğümde böyle bir şey yapılır mı?". barfly, "abi en azından ben yaparım" dedi ya ben daha ne isterim, sağolsun var olsun.
canerin bana ve galatasaray taraftarına borçlu olduğunu hissediyorum. dayak vs, bunları tabi ki işin ironisi. ama kendini geliştirmek için bu kadar çabalamayan, fenerbahçeli olduğu bilinen( ki önemli değil bence önemli olan kendini geliştirme meselesidir) , 1 sene büyük takımda oynayıp gidicem tavırlarında olması beni çileden çıkarmaktadır.
ve bir takım taraftarın günde 5 posta arda'ya gider yapmak için bu adamı koruması beni delirtiyor. ben diyorum ki sokakta bile görsem çok sinirleniyorum sen diyorsun ki midemi bulandırmış ilkel falan?
hala ifade edemiyorum galiba, caner bu takımda yaptıklarıyla takımda kalmayı haketmemiştir, arda yla olan kavgasında (haklı-haksız ne olduğunu bilmiyorum antreman gerginliği der geçerim) arda'yı haksz duruma düşürmek ve kaptanlığını almak gibi mide bulandırmayan fikirlere sahip bir grup insan caneri koruyamaz.adil değildir.doğru değildir.
beni elimden tutup ilk kez maça götüren, ilk atkımı alan, bu yaşta yetişmek için dünya kupası kitapçığını ders çalışır gibi okurken veya 17 mayıs belgeselini pür dikkat izlerken her "bu adam kim?" "ne zaman öldü bu?" tarzı sorumu bıkmadan usanmadan cevaplayan, beni sözlükte tanıştıran, ve bütün bunlar sonucunda vardığım taraftarlık hatta holiganlık seviyesine gözlerini kocaman açarak "aman tanrım bir canavar yarattım" diye serzenişte bulunan yazar. her şey bir yana çok galatasaraylıdır. uykusunda "harry kewell gol attı. gol attııı" diye sayıklamışlığı, taçsız kral'ı izlerken gizli gizli ağlamışlığı, ciddi bir kavgadan sonra suratıma bakarak derin düşüncelere dalıp "ne bakıyosun bee?!" diyince, "arda giderse kimi seveceğiz biz?" diye sormuşluğu vardır.