spor medyasının galatasaray'ı çekememesi ile ilgili yazısında sesimiz, kalemimiz, klavyemiz * olmuş fanatik galatasaraylı gazeteci-televizyon programcısı.
ilgili haber için http://www.fatihaltayli.com.tr/....cfm?content_id=4318
zamanında galatasarayda yöneticilik yapmış gazetecci. fenerbahce maçlarından birisinde şeref tribününde bir kavgaya karışmış. aziz yıldırımın korumalarından biri tarafından, ayaklı bir kültablasıyla tribünde kovalanmıştır.
en kısa zamanda tekrar yönetime girmesini istediğim araştırmacı- gazetecidir. zamanında rakip takımların hakkımızda ileri geri konuşmasını, verdiği 10 numara ayarlarla çeneleri kapattırmıştır. bir örneğini verirsek; bizimle uğraşanlar gitsinler avrupada sıfır çekmemeyi öğrensinler gibi sağlam bir ayar vermiştir. sırf bunun için takdir edilesidir.*
28.04.2009'da gazete haberturk'teki köşesinde aşağıdaki yorumu yazmıştır:
...
galatasaray eskiden böyle değildi, yense de, yenilse de futbola benzer bir oyun oynar, keyif verirdi. artık o da yok.
dünkü maçı seyrederken bir ara korktum.
az kalsın kazanıyorduk.
ankaraspor'a ayıp olacaktı.
neyse ki, ilerleyen dakikalarda bülent hoca gereken değişiklikleri yaptı da, haketmediğimiz bu maçı kazanmadık.
galatasaray'da bir tek adam gibi futbolcu yoktu.
sahanın en iyisi oyuna 70. dakikada giren hasan'dı. gerisini siz anlayın.
bülent korkmaz kardeşime bir tavsiyem var.
dün yaptığı değişikliklerle bir kez daha gördük ki, bu işi kıvırması mümkün değil.
bu sene teknik direktörlüğü bıraksın.
kendine bir lokanta açsın.
nonda'yı da bu kadar seviyorsa, orada garson yapsın.
tabii bu yavaşlıkla bahşiş falan alamaz. sürekli müşterilerle papaz olur.
ümit karan'a aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
o barını çoktan açtı.
barcıdan futbolcu olursa, tarihte ilk kez bir galatasaray başkanı 45 gün hak mahrumiyeti alırsa...
futbolcu, başkanla el ele maç seyrederse, galatasaray da böyle olur.
ben irmiği hazır ettim. yakında ruhuna fatiha okuruz.
şöyle bir yorumuna denk geldiğim sağlam galatasaraylı;
15 mayis 2009 - fatih altaylı
galatasaray kötü yönetilse de
galatasaray spor kulübü'nün tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını hepimiz biliyoruz.
büyük yatırımlar, büyük harcamalarla kurulan takım tam bir hüsran yarattı.
galatasaray tarihinin maliyet ve isim olarak en büyük ekibi, şampiyonluktan, kupadan ve en önemlisi avrupa başarısından uzak bir şekilde sezonu tamamlıyor.
önümüzdeki yıl avrupa kupası maçı oynaması bile zor bir ihtimal gibi.
borçlar içinden çıkılmayacak duruma gelmiş.
finansal yapı yerle bir.
kulübün şirketleri felaket bir durumda.
bu durum bazı galatasaraylıları rahatsız ediyor.
ve içlerinden bir grup, yönetimi devirmek için imza kampanyası başlatmışlar.
yönetim ne kadar başarısız olursa olsun, böyle bir imza kampanyası anlamsız, ayıp ve galatasaray ruhuna uymayan bir davranıştır.
galatasaray spor kulübü'nde böyle bir şey olmaz.
paçası sıkan varsa, çıkar ortaya ve başkanlığa adaylığını açıklar ve bu imza kampanyasını "başkan adayı olarak" ve "çözüm önerileriyle birlikte" yürütür.
aksi bir tavır ayıptır.
bu imza kampanyasının altına imza atanlar büyük bir ayıbın altına imza attıklarını bilmelidirler.
fatih altaylının yönetici olduğu dönemlerde de uğur dündar fenerbahçe de yöneticilik yapıyordu. bir maç öncesi röportaj yapan fatih altaylıya taraftarın "uğur dündar fatihin s.kini yesin" diye bağırması üzerine el kol hareketleriyle "susun lan" demesi gözlerimin önünden gitmeyendir.
--- alinti ---
birbiriyle karşılaştırılması son derece güç iki teknik adam. İkisinin farklı kişiliklerini öne çıkarmak gerek. denizli terim'in ayrıldığı sene galatasaray'a geldi ve kısa bir futbolculuk hayatından sonra derwal'in yardımcısı oldu. terim ise futbolu bıraktıktan sonra kısa bir süre ticaretle uğraştı ancak futbola geri döndü. denizli, derwall gibi bir büyük ismin yanında
futbolu öğretmeyi öğrenirken, fatih terim aynı işi piontek'in yanında yaptı.
Şurası bir gerçek ki türk futbolunun avrupa kompleksini üzerinden atmasındaki öncü isim mustafa denizli'dir. fatih terim ise o açılan yolda daha yukarılara ulaşmayı başarmıştır. İkisini de yakından tanıyan bir isim olarak söyleyebilirim ki, üslup ve kişiliklerindeki farklılık başarılarındaki benzerliğin çok çok ötesindedir.
fatih terim kariyer olarak daha başarılı gibi görünse de, denizli yol açıcı olarak daha öndedir.
terim'deki ego denizli'de yoktur.
denizli futbolu eğlenerek oynar ve oynatır, terim'de ise eğlence ön planda değildir.
ben bir kulüp yöneticisi olsam teknik direktör olarak mustafa denizli ile çalışmayı tercih ederim. çünkü fatih terim denizli'ye oranla çok zor bir adamdır. ama tartışmasız her ikisi de türk futbolunun en büyük iki teknik direktörüdür.
--- alinti ---
son günlerdeki galatasaray yorumları ile dikkat çeken galatasaraylı abimizdir.
arda kaptanımız hakkındaki yazısı;
--- alinti ---
21 yaşında kaptan olunur muymuş!
olunur.
21 yaşında kaptan olursan, 25 yaşında süper kaptan, 30 yaşında efsane kaptan olursun. olamazsan zaten olamazsın. hemen elinden alırlar. eğer galatasaray, arda'dan bir efsane yaratmak istiyorsa, 21 yaşında kaptanlık vererek çok doğru bir iş yapmıştır.
...
arda kendi bacağından asılacaktır, kimse merak etmesin.
ya efsane olur, ya genç yaşta biter.
efsane olması için bütün imkânlara sahiptir.
bitmekse sadece kendi elindedir ve şansını bu yönde kullanmayacağından eminim.
--- alinti ---
çok eleştirdiği başkanını* programına konuk etmiş, program sonunda * gözyaşı dökmüştür. ayrıca
süleyman rodop vakti zamanında elinden zor kurtulmuştur.
hastası olduğu galatasaray ile genel yayın yönetmenliği yaptığı haber türk gazetesi'nde her allahın günü alakasız ve atmasyon haberler çıkarken bunu görmezlikten gelen ve bence önümüzdeki aylarda yapılacak olan takım için genel seçimde varolan yönetimin en büyük kozu olan rijkaard'ın gitmesini istemektedir. rijkaard'ın elde tutulamaması, adnan polat'ın bitmesi demek olacaktır. kim bilir adnan polat ve tayfasının yerinde belki de kendini görüyordur. kendi menfaatini, galatasaray'dan bile büyük görüp, emrindeki gazetenin saygınlığını yerlere düşürecek kadar da alçabilen, artık görmek istemediğimiz yayıncıdır.
en nefret edilesi galatasaraylılardan... ya arkadaş anlamıyorum bunu sevenler de var; sevenler ağlarmış... ha bu arada se7en iyi filmdir ya tavsiye ederim... ne diyoduk ha, ya abicim zaten gazete değiştirmesiyle tükürdüğünü yalayan bi insandır kendileri bi de kendisini tv'de orda burda gördükçe tülin'den zılgıtı yemiş caner gibi dilimi kıstırıyorum ağzımın içinde e tabii bizim aile eşrafı telaşlanıyor o vakit, huzurum kalmadı be anlayın beni... peehh!!! görmesin gözüm...
keşke adnan polat başkanlığındaki yönetimde olsaydı dediğim insan. ama ne yazıkki yönetimde olmayı geç, muhalefettir adnan polat'a. ahhh be ne güzel uğraşırdı şimdi bu fener medyasıyla. ercanı, metini de öyle güzel benzetirdi ki.
erhan telli gibi adamları gazetesinde çalıştıran, tek amacı adnan polat düşmanlığı olan, habertürk gazetesini anti galatasaraylı bir hale getiren kişidir. son hedefi adnan polat yönetimidir. lise güdümlüdür.
galatasaray'in en zor döneminde elini taşin altina koymayanlar, şimdi galatasaray adnan polat döneminde her yerden atilim yaparken, yarasalar gibi saklandiklari kuytuluklardan uyanmaya başladilar.
fatih altaylı bilindiği gibi lise grubundan ekolünden gelmekte, hali hazırda alaylı olan birinin hemde bu kadar başarılı bir şekilde galatasaray'ı yönetmesinden feci bir şekilde rahatsızlık duyan sidiremeyen obsesif, aristokrat*, kibirli kesimin dış sesidir.
gazetesinde sürekli galatasaray'ı yerin dibine sokmaya çalışır, yapılanlara çamur atar, sindirim problemlerini de daha kronikleştirir.
kendisi bilir ki malesef liselilerin yıllar yılı bir başarısı yoktur. galatasaray'da liseli olmayan sadece 2 başkan bulunur.
bunlardan birincisi uefa kupasısüper kupa4 lig şampiyonluğu sahibi faruk süren ve tekrar kendilerince faruk süren kazası yaşamamak için linç kampanyası yürüttükleri, faruk süren gibi emin adımlarla ilerleyen adnan polat 'tır. biliyorlar ki adnan polat'ın yaptığı projeler, kurduğu kadro, getirdiği maddi kazancı bir daha hiçbiri yapamayacaklar ve liseliler olarak hep bu başarıların gölgesinde kalacaktır.
( aklı selim birkaç liseliyi tenzi ederim özellikle yiğit şardan 'ı )
galatasaray'da bulunan üyeler diğer takımların üyeleri gibi sadece takımının çıkarını düşünmez malesef. fatih altaylı bunlardan sadece birisi...kaşık kaşık plav yemelerini öneriyorum, zira galatasaray ekonomisine kattıkları tek şey bu oldu.
erhan telli gibi bir adamı gazetesinde hala nasıl çalıştırdığını anlamadığım editör'tür.o haberlere nasıl tahammül ediyor gazetenin bir marka değeri var o haberlerden sonra ne bekliyor ciddi anlama güçlüğü sıkıntısı çekiyorum.
yönetim hakkında fikirleri, küçük hesapları filan nedir bilmiyorum da şu hayatta futboldan bu kadar anlamayan adam az gördüm. es kaza bi maç yazısını okuyunca ışıl ışıl oluyo insanın kafası.
"bence adnan polat devam etmeli. 2 yıl başkanlık olmaz. ayıp olur. başka adaylar olacak mı? bir kaç kişinin adını duyuyorum. toplantılar yapılıyor. refik arkan'ın hazılandığı söyleniyor. kendisiyle konuşmadım. biz de bu hafta faruk süren'le ve ali dürüst'le biraraya gelip, ne yapacağımızı konuşacağız. ya da ne yapılması gerektiğini. aslında benim gönlümden geçen ali dürüst'ün başkan adaylığıdır ama bilmiyorum şu an için. benim herhangi bir görev için aday olmam söz konusu değil. zaten başkanlar da benimle çalışmak istemezler. galatasaray konusunda huysuz bir adam olduğumu bilirler. sadece ali dürüst başkan adayı olursa ve benimle çalışmak isterse ona hayır diyemeyebilirim. başka türlü hiç bir şekilde yönetimlerde yer almayı düşünmüyorum. gazete genel yayın yönetmenliği yaptığım sürece bunu yapmam doğru olmaz." sözü adnan polat'ı değil de ali dürüst'ü başkan görmek istiyorum şekilde yorumlanan insandır. okuduğumuzu anlayalım.
"adnan polat ve ekibini başarılı bulduğum yönler de var, başarısız bulduğum yönler de. başarıdan bahsetmek için galatasaray açısından önceliklerin neler olduğu üzerinde uzlaşabiliyor olmak lazım. benim görebildiğim kadarıyla galatasaray'ın öncelikli meseleleri konusunda adnan polat yönetimi ile benim aramda görüş farklılıkları var. mesela benim için öncelik izni alınmış olan şirket birleşmesini yapmak olurdu. çünkü bu birleşme olmadığı sürece galatasaray'ın gelirlerinin yarıya yakını uçup gidiyor. bu birleşmenin naklen yayın ihalesinden önce yapılmış olması gerekirdi. polat nakit akışını şimdilik sürdürebilme konusunda başarılı. transferler konusunda başarılı. ancak transfer her zaman olabilir. bazen durmak gerekir. bana göre şimdi durma zamanıydı. galatsaray her halükarda ligi ilk üçte zaten bitirir. bu arada mali yapıyı toparlamak gerekirdi. ama kulüp üyesi, eski 2. başkan, galatasaray'ın uzun vadeli geleceğini düşünen biri olarak polat'ı başarısız buluyorum. taraftar gözüyle bakınca başarılı bulduğumu söyleyebilirim. ama ne yazık ki, sadece taraftar gözüyle bakamıyorum." sözünde de fak ettiğiniz üzere adnan polat'ı başarılı da başarısız da buldğu yönler vardır. ve taraftar olarak baktığında adnan polat'ı gayet de başarılı bulduğunu söylüyor kendisi.
sözün özü ne dediği anlaşılmaya dahi çalışılmadan, röportajı tamamen okunmadan ve anlaşılmadan haksız yere suçlanan bir adamdır fatih altaylı. ayrıca "gazete genel yayın yönetmenliği yaptığım sürece bunu yapmam doğru olmaz." diyecek kadar da şerefli biridir.